Gönderen: Yıldız Köremezli

“Tüm zamanların en iyisiydi bu… En kötüsü de! Bilgeliğin çağıydı. Aptallığın çağıydı. İnançların dönemiydi. İnançsızlığın da. Mevsim aydınlığın mevsimiydi. Mevsim karanlığın mevsimiydi. Umudun baharını, umutsuzluğun kışını yaşıyorduk. Her şey geleceğindi. Gelecek hiçlikti. Hepimiz Cennete gidiyorduk; ya da tersine, Cehenneme. Gün bugüne o denli benziyordu ki, gürültücü yetkililerden kimi, karşılaştırmaların yalnızca üstünlük açısından yapılmasında direnir oldular.”
Charles Dickens; İki Şehrin Hikâyesi; Birinci Kitap, Birinci Bölüm. 1859

13 Ağustos 2015 tarihinde Facebook sayfama yazmıştım bu satırları. Pek nadiren birşeyler yazıyorum ama genel seçimler ardından AKP’nin aldığı oy oranı üzerine bu alıntı o anki ruh halime çok uymuştu. Ve sanki içime doğmuş gibi ardından gelecekler, “Türkiye karanlığı seçti” demiştim. Her ne kadar HDP’nin aldığı oy oranı için çok sevinmiş olsam da, biliyordum bir avuç olduğumuzu. Yine de bir umuttu benim için onların oyları. Öte yandan her ne kadar Erdoğan halkın iradesini kabulleniriz dediyse de hissediyordum kabullenmeyeceklerini. Ardından yaşanan her şey gösterdi ki Türkiye’nin büyük bir çoğunluğu saldırgan bir boğa gibi kırmızı boyalı bir duvara doğru koşuyor. Ne yazık ki her zaman olduğu gibi Kürtler ve demokrat adına yakışanlar eziyetini çekiyorlar kendini dünyanın merkezinde sanan ruhu olgunlaşamamış ülkemiz insanlarının.

Kendilerinden başka kimseyi inandıramayacakları şeylerle suçluyorlar sizi. Kendilerine bile zarar verecek kadar saldırganlar ve işte bu nedenle uzun sürmeyecek bu kâbus diye inanıyorum, siz ve hapisleri hiç haketmeyen tüm diğer aklı güçlü, dürüst insanlar için. Yüreği sizlerle olan o kadar çok insan var ki… Biliyorum böylesi satırlar sizin yaşamınızdan çalınan güneşli günlerin acısını azaltmaya asla ve asla yetmez ama, yine de burada olduğumuzu ve sizleri unutmadığımızı yeniden ve yeniden söylememiz gerektiğini düşünüyorum. Size kuvvet dilemiyorum, biliyorum kuvvetlisiniz…

Yıldız Köremezli
Frankfurt