Gönderen: Zeynep Gibi

Sen karanlığın içinde kaybolmayacaksın Ahmet Altan. Sen de, kahramanların da birer aydınlatıcı olarak ışıl ışıl var olmaya devam edecekler.
Yazınızı okudum şimdi, tesadüfen fonda bir Yunanca ağıt çalmaya başladı. Belki de şarkıdır, ama benim gözyaşlarım ve bağırtılarımla ağıt oldu o şarkı.
Hislerinizi içimde hissettim. Elbette ben gökyüzünü sınırsız bir şekilde görüyorum, nasıl hissedeyim avlu duvarları ile sınırlanmış gökyüzü altında yaşamayı. Ama şunu biliyorum Ahmet Altan, gökyüzü hepimizin! Biliyorum ki umutlar ve hayaller elmas tozu gibi olsalar da varlar, var olmaya devam edecekler.
Kelimelerim karışıyor, iki lafı bir araya getiremiyorum. Size mektup yazıyorum sonuçta. Demek istediğim o ki, er ya da geç özgürlüğünüze kavuşacaksınız. Buna inancım tam. Biliyorum, sizin hissettiklerinizi hissedemem, ellerine kelepçe takılan ben değilim. Ama nolur; siz ki zorbalıkların her zaman için yıtıp gitmeye mahkûm olduğuna en umutsuz zamanlarımda bile beni inandıran siz; umudunuzu yitirmeyin.
Hattâ umut olmamalı bunu adı, inanç. Çünkü sizin özgürlüğünüze kavuşacağınız bir gerçek ve benim buna inancım tam.
Bırakın ağırlaştırılmış müebbet desinler, ne fark eder? Güneşin ne olursa olsun doğacağını bilmek en uzun geceleri bile daha katlanılır kılmaz mı?
Havayı sonsuz soluduğunuz, ufuk çizgisine doya doya bakıp yeşil çimenlere yalın ayaklarınızı bastığınız günlerde kalben buluşmak dileğiyle. Adım gibi eminim, o günlerde buluşacağız; elbet bir gün buluşacağız.

Sevgiler.

Zeynep Gibi