Gönderen: Sevinç Taşkıran

Sevgili Ahmet Altan,

Eserlerinizle ergen yaşlarda tanıştım. Bana yaşattığınız duygu ve düşünce devinimini ifade etmem çok zor. Sizi okuduğumda sanki ben sen oluyorum. Sen de ben oluyorsun. İçimde susturulmuş bir çığlık, bazen de bir şarkısınız. Ruhen ve zihnen böyle bir yakınlık yaşadığım kimseyi hatırlamıyorum. Sizin gibi bir nefesin, bir his tercümanının olması ne derin bir umut. Hayatınızda ve kaleminizde yer almayı hep hayal ettim. Okumadığım son iki kitabınız kaldı. Kana kana, sindire sindire okuyacağım. Kendimi bir an Montaigne’ in manevi kızı gibi hissettim.

Böylesine derin ruhu ve gözleri olan, gerçekçi bir barış adamının orada olması beni yaralıyor. Dört gözle bekliyorum çıkacağınız günü. Orada değerli eserler vereceğinize inancım sonsuz.

Dört Mevsim Sonbahar adlı kitabınızı gözyaşlarına boğularak, sayısız kere okudum, okuyorum. Aldatmak kitabınızın finali sarsıcı ve çok dokunaklıydı. Kristal Denizaltı içimde fırtınalar estirdi. Şaşırtıcı bir aynaydı.

Romanlarınız klasik romanların çok dışında. Zamanın ve bu dünyanın dışında gibi tarif edemiyorum. Kadın kahramanlarınızın hemen hepsi isimsiz, iştahlı ve cesurlar.

Sizi okurken ilginç ve renkli bir labirentte dolaşıyor gibiyim. Aslında derin bir durgunluk seziyorum, ya da fırtına. İki uçta gidip geliyor gibi.

Şiirsel diliniz, duyguların ve ifadelerin geçişi, vurgular, şaşırtıcı duraksamalarınız, muazzam.

Bu ruh zenginliği ile sınırsız bir dünyadasınız. Bu sınırsız dünya sizi teselli etmeyecek biliyorum.

Bazen aklıma ne geliyor, Genç Kızlar adlı görece olarak iddialı kitabın asıl yazarı yabancı bir erkek değil. Bir Türk kadınıymış. Tepki çekmemek için kimliğini gizlemiş.

Acaba diyorum, sizin kimliğinize gizlenen bir kadın yazar olabilir mi 🙂

Sevgilerimle,

Sevinç Taşkıran