Gönderen: Serdar Temiz

Ahmet Ağabey,

“Cevap vermesem de her yazdığını okuyorum” diye bir mailime cevap vermiştin de havalara uçmuştum. Sonra kısa da olsa hep cevap verdin.

Ondan çok önce Kırmızı Koltuk vardı, Mardinde olağanüstü hâller yaşanırken, o programda nefes alabilirdik sayende. “Ne demokrat ve korkusuz bir sunucu” derdim. Ufaktım, küçüktüm.

Sonra İstanbul’a geldim.

Kılıç Yarası Gibi romanında anlattıklarınla, oturduğum Reşit Paşa Mahallesi’nin dibindeki yurdumda o mahallenin adının nereden geldiğini senden anladım. “Yahu dedim, nasıl bir yazar bu adam” dedim. İnsan ilişkilerini, kadınları böyle nasıl anlatabilir! Eserlerinle gariban Mardinli bir mühendislik öğrencisinin ruhuna hitap ettin.

Yıllar sonra ben İsveç’e yerleştim, sonra o yazmasına bakıp kimseyi takmasa da olur konumundaki milyonlar satan yazar, haddini bilmeyen herkese demokrasi ve gazetecilik dersi vermeye başladı. Kimseden hiçbir zaman korkmadı. Bence, başkalarının aksine, hiç de yanılmadı. Bir insan doğruyu yapınca yanında oldu, yanlış yapınca karşısında durdu. Tek ibren demokrasi oldu.

Bu vesile ile, başka kimler senin için ne derse desin, benim en çok etkilendiğim insanlardan birisin Abi.

Sen beni tanımasan da Ahmet Ağabey, anlamışsındır ki, benim hayatımda çok önemli birisin. Hakkını ödeyemem, helal et.

Hele bu günler geçsin Ahmet Ağabey, Mehmet Abiyi de al, gel İsveç’e gidelim bir göl kenarında kalalım bir haftasonu. Bana geçen demokrasi hakkınız da var zaten, kafa dağıtalım, geyik çevirelim biraz.

Sahi, hangi diktatörün kalesi, gelecek planları yapan isyancıların karşısında durabilmiş ki?

İsveç’teki kardeşiniz Mardin Nusaybinli Serdar