Gönderen: Selver Erol

Sayın Ahmet Altan,
Sayın Mehmet Altan,

İki aydır sürdürdüğümüz HAYIR çalışmalarına geçen hafta, yurtdışındaki oylamaların sona ermesiyle biz de son verdik. Bu süreçte size yazmayı da ihmal ettim.

Dün akşam ise sizinle aynı hapishaneye konulan Deniz Yücel (ailelerimiz Almanya’ya geldiklerinden beri dostturlar. Özellikle babalarımız çok okuyan, aydınlanmaya çalışan iki göçmen işçidir) için, doğup büyüdüğü Flörsheim kasabasında belediye başkanı ve meclisi tarafından düzenlenen ikinci uyarı nöbetine katıldık. Oradan 15 Mayısta tekrar buluşmak üzere ayrıldık. Belediye başkanı ve diğer konuşmacılar bu buluşmaya gerek olmasın temennisinde bulunurken, bütün tutuklu yazar ve gazetecilerin en kısa zamanda serbest bırakılmasını umut ettiklerini belirttiler.

Bugün okuduğum ilk haberlerden biri Erdoğan’nın “ben bu makamda olduğum sürece, Deniz Yücel serbest bırakılmayacak” haberi. Başkan, savcı hakim, avukat, aynı zamanda “bağımsız ve tarafsız” mahkemelerin efendisi olarak kararını açıkladı.

İkincisi ise sizler için hazırlanan “iddianamede” üç defa ağırlaştırılmış müebbet istendiğini bildiren haberdi. İnanılması güç, bu kadar hukuksuz, bu kadar keyfî bir dönemden geçiyoruz. Sanki berbat bir senaryoyla rezil bir zaman tüneli filmi çekiliyor ülkede.

Bu hukuksuzluğun, bu keyfiyetin çok uzun sürmeyeceğini biliyoruz. Anadolu’da bir söz vardır. “Eceli gelen köpek, cami duvarına işer” diye. Hırslarının ve doyumsuzluğunun esiri, çapsız ve kompleksli birinin insanlara ve ülkeye verdiği zararın sonsuza dek sürmeyeceğini biliyoruz.

Burada dayanışmayı yükseltmeye çalışıyoruz. Neredeyse hergün bir şehirde, bir toplantı veya gösteri yapılıyor. Her gün gazetelerde, televizyonlarda Türkiye’deki hukuksuzlukları, baskıları konu alan birkaç haber veya yorum yayınlanıyor. Yurtdışına çıkabilen gazeteci ve aydınlar da durumu Avrupa kamuoyuna yansıtmak için büyük çaba içindeler.

Referandum nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, bu cendereden çıkılacak günlerin yakın olduğuna inancımızı koruyoruz.

Her şeye rağmen yüreğinizdeki insan sevgisinin ve özgürlüğe olan inancınızın sizleri diri tuttuğunu, zalimin zulmünün kendi korkularından, çaresizliğinden, sevgisizliğinden ve güvensizliğinden olduğunu bildiğinizi; bilginiz, birikiminiz ve düşlerinizde özgür olduğunuzu da biliyoruz.

Gönüllerimiz sizlerle! Güzel günler mutlaka gelecek.

Rengârenk çiçeklerle, taze filiz yeşilliğinde, bahar kokulu selamlar sizlere,

Selver Erol

Not: Sayın Ahmet Altan, bir süre önce siyah kuğulardan söz ettiğiniz bir yazınızı okumuştum. Tesadüfen bir parkta bir siyah kuğuya rastladım. Çektiğim fotografı ekte size iletmek geldi içimden.