Gönderen: Ridovan Hatim

Merhaba sevgili Ahmet Abi,

Yazdığın bütün romanları keyifle okumuş adamım. Romanların hepsi harikaydı. Uçak ve otobüste seyahat edecek olursam ve hattâ şehir içi otobüs ve metroda bile mutlaka senin kitaplarından birini elimde tutarım ve diğer yolculara ”Heyy insanlar ben AHMET ALTAN okuruyum” gibisinden bilinçaltımdan hava atmayı seviyorum. Ve haklı olarak, o eşsiz kitapların sayesinde onlardan bir miktar saygı beklerim.

1981 Van doğumluyum. Adım Ridovan Hatim.

Ahmet abi, güzel abim, nasılsın abi? Nasıl geçiyor hayat? Roman yazıyor musun?

Muhammed Ali Clay’in hayatını iyi ezberledim ve çok sıkı bir hayranıyım. Onun şerefli duruşundan dolayı hayranıyım.

Şampiyon her boks maçına çıktığı zaman dağlardaki gerillaların dahi o gün silah bırakıp maçı izlediklerini ve Muhammed Ali’nin her kazandığı maçın sonunda Müslüman ve ezilmiş toplumların o günü bayram ilan ettiklerini hayatını anlatan belgesellerde izlemiştim.

”Dans et şampiyon, kimsesizler yurdundaki yalnız çocuklar için dans et. Çocuklar için salla yumruklarını.
Kiralarını ödeyemeyen işsizler için dans et. Şu alçağın işini bitir!

Meyhanedeki ayyaşlar için dans et şampiyon, kanserden ölen yoksul hastalar için, kefaletleri ödenmeyen sefil mahkumlar için, herkesin terkettiği eroinmanlar için, kocaları olmayan gencecik hamile kızlar için. Dans et şampiyon, savaş onlar için!

Şu aşağılık herifin işini bitir, çenelerini dağıt hepsinin. Düşkünler yurdundaki zavallılar için, emeklilik maaşı alamayan yaşlılar için, pis bir sokakta müşteri bekleyen yaşlı ve yorgun fahişeler için…

Meyhanelerde oturmuş demlenen bütün yalnız kalpler için, bilardo salonlarındaki yalnızlar için, sokak köşelerindeki yalnızlar için. Dans et şampiyon, savaş onlar için!

Temizlik işçileri için salla yumruklarını; havalimanlarında, otobüs duraklarında, benzin istasyonlarında yerleri süpüren küçük insanlar için. Savaş onlar için şampiyon. Otellerde yatakları yapıp tuvaletleri temizleyen küçük odacı kızlar için dersini ver şu aşağılık herifin!

Seni kurtaranlar senatör değildi, vali değildi, başkan değildi. Sokaktaki insanlar kurtardı seni. Şimdi sokaklar adına savaş, hadi evlat, işini bitir şu aşağılık herifin!

Bu ring ikinize fazla. Hadi bitir işini, suratını paramparça et. Yoksullar adına şampiyon, yoksullar adına!

Hadi yavrum salla yumruklarını! Muhammet Ali’yi hiç kimse yenemez, hiç kimse. Sadece Cassius Clay yenebilir ama o da bu akşam aramızda değil.

Dans et şampiyon, hadi oğlum dans et!”

Sevgili Ahmet abi, sizin Taraf makalelerinizi ikişer defa okuyordum. Çok kişiye rica minnet zorla okutuyordum.

Her yazınızı okurken ”Öldürülen yoksul Kürt halkı adına bu şerefsiz faşistlerin kafasına vur kelimeleri şampiyon”; ”Katledilen Ermenilerin, Alevilerin hakkını kılıçtan keskin kelimelerinle sor ey şampiyon Ahmet Abi”; ”Birileri milyon dolarlar çalarken sokaklarda yaşayan zavallı çocuklar için kelimelerinle tükür bunların suratına ey güzel şampiyon Ahmet Abim” diyerek haykırıyordum.

Abim, güzel abim, sen Muhammed Ali Clay’imsin.

Muhammed Ali vefat ederken günlerce yas tuttum. Geriye sen kaldın. Seni de kaybetmeye mecalim kalmaz vallahi billahi.

Taraf gazetesinin sonunda hani vardı ya ”Kahramanınız kim” sorusu. Abi, kahramanım Muhammed Ali ve sensin.

Geceyarısı sabahlara kadar bazen bilgisayar başında oturmuş pinekliyorum… Konuşma yaptığın videoları izliyor ve yazılarını tekrar tekrar okuyorum.

Abi bilirsin güzel insanların kaderidir hapse düşmek… Sokrates bile zindana atıldı. Hz. Yusuf bile yahu. Bediüzzaman Said Kürdi, Nâzım Hikmet gibi babalar… Bizim Selo başkan ve tüm tayfası içerdedir. Ben bile Lefkoşa, Limasol, Atina, Orestiada, Metris ve Silivri’de kısa kısa dönemler yattım… Mahkemelerim devam ediyor.

Ama isyan ettiğim nokta şu ki: Neden iyi insanları durmadan hapse atarlar? Valla insan ömrü 700 yıl olsa, acımam… Yatar insan birkaç yıl ki, diğer kalan 698 hür geçecek yılın kıymetini bilebilsin.

Fakat ömür dediğin 3-5 gündür bu devirde. Onun da bir kısmı hapiste sürdüğü zaman geriye ne kalıyor ki? Bu güzel Nevbahar ayında, kırlarda açan çiçeklerden, mor sümbül kokusundan mahrum mu bırakacaklar seni? Yaylalara çıkan yeni doğmuş kuzuları görmeyecek misin? Serin serin akan bir dere kıyısında uzanıp bakır semaverde odun ateşiyle demlenmiş bir bardak çay içmeyecek misin?

Gözlerimden yaşlar akarak şu satırları yazıyorum. Yakarış içinde dualar ederek… İnşallah tiz vakit çıkarsın. Mehmet abi de çıkar. Bütün güzel abiler-ablalar hürriyetlerine kavuşurlar inşallah.

Abi çok yazmak istedim. Nihayet mektubumun sana avukatların yoluyla ulaşacağını öğrendim… İnşallah sana ulaştırırlar.

Abi bana birkaç satır yazmak istersen yeryüzünün en iyi adamı olacağım.

Ellerinden hürmetle öperim.

Dev yürekli Mehmet Altan abimize de çok çok selam ederim… Rabbim her ikinizi ve tüm mazlumları esirgesin korusun inşallah.

Çok çok selam saygı ve sevgilerimle…

Seni babası, abisi kadar çok seven Ridovan Hatim