Gönderen: Nazime Aktuna

Mektubuma Ahmet Altan’ın sözleriyle başlamak istiyorum.

İçimizde Bir Yer adlı kitabın tanıtım yazısında şöyle yazar: ”Bazen başka bir insan için kendinizden vazgeçebilirsiniz. Bazen öfkeyle kamaşır içiniz. Nedir insanı başka insanlar için kendi hayatından vazgeçiren? Para mı? Şöhret mi? Ünvan mı? Hangisi?”

Zor soru değil mi? Sorulara cevap vermekten korkuyor pek çoğumuz, okumaktan, doğruya doğru demekten. Kuyruğunu titreten it gibi korkuyor.

Bazen korkuları ölümü olur insanın, yaşarken ölür ama bilmez öldüğünü.

Sığınağında, cehenneminde cennetin hayalini kurar, oysa cennet tüm insanların mutlu olduğu yerdir, yeryüzüdür.

Yüz dedim de Aslı Erdoğan’ın yüzü geliyor hep gözümün önüne. Ne asık suratlı bir kadındı o. Mutsuzluğu kendinden önce belirgindi suratında. Ama şimdi gülümsüyor, her zamankinden daha güzel. Tüm dünya onun güzelliğinden söz ediyor, kaleminin yüreğinin güzelliğinden. Oysa biz gittikçe kararıyoruz, suskunluğumuz bizi silikleştiriyor, için için ağlayan ama gülen palyaçolara dönüşüyoruz hep birlikte.

Perde yavaş yavaş kapanıyor, perde kapandığında makyajımızı sildiğimizde gördüğümüz sûret gülmeyecek, bunu adımız gibi biliyoruz.

Bildiğimiz pek çok şey var. Bilenlerin cezalandırıldığını, en büyük suçlarının vicdanlarının sesini son ses açıp ulu orta dinletmeleri olduğunu biliyoruz. Tek suçları diğer vicdanları uyandırmaya çalışmaları.

İnsanoğlu yalan söyleyebilir ama tarih ve edebiyat yalan söylemez. Özgürlük için mücadele edeni, cesaretliyi alır en başa koyar.

Şimdi sizler demir parmaklıklar ardında, bizlerse dışındayız. Ortadaki incecik demir çizgi içerideki tutuklularla dışarıdaki tutukluları ayırıyor birbirinden.

Bir gün mutlaka öleceğini bilmek gibi bir duygu bu, her an göz altına alınıp tutuklanacağını beklemek.

Küçücük bir ışıltı görülmen için yeterli. Ama pervaneler, ışığa uçarlar yanıp kül olacaklarını bilseler bile. Şimdi bir nöbet var, ışığa uçma nöbeti. Hepimiz tek tek gelip, zindanları dolduracağız dışarıda kalanlar bir bir eksilecek. Çoğalacağız inadına…

Barış için cezalandırılan herkese sevgilerle,

Nazime Aktuna