Gönderen: Nazime Aktuna

Merhaba;

Sizleri unuttuğumuzu sanmayın, tutuklu bulunan tüm güzel ve aydın insanlar özgürlüğüne kavuşana dek sizlerle birlikteyiz.

Marco Polo bir gün Kubilay Han’a tek tek en küçük bir taş parçasına kadar bir köprüyü anlatır.

“Peki köprüyü taşıyan taş hangisi?” diye sorar Kubilay Han.

“Köprüyü, taşıyan şu taş ya da bu taş değil, bütün irili ufaklı taşların oluşturduğu kemerin kavsi,” der Marco Polo.

Kubilay bir süre düşündükten sonra neden taşları anlatıp duruyorsun bana, beni ilgilendiren bir tek şey var oda kemer.

Marco cevap verir.

“Taş yoksa kemer de yoktur”

Taşlar tek tek yerlerinden söküldü, kemeri kemer yapan taşlardı oysa. Küçük büyük, kimi köşeli, kimi yuvarlak, birbirini tamamlayan taşlar.

Siz müsterih olun, sizler özgürlüğünüze kavuşuncaya dek insanlar artık köprüye doğru hücum ediyorlar, yedisinden yetmişine buna inanın. Dün 23 Nisan kutlaması vardı insanlar akın akın sel gibi yürüdüler bayram yerlerine, taş üstüne taş olmaya. Caddeler ne zamandır, böyle bir bir senfoni işitmemiştir kalabalık ayak seslerinin.

Ahmet bey, adaletin er geç tecelli edeceğini umut ediyorum, temennim en kısa zamanda hepinizin özgürlüğüne kavuşması hem de hemen şimdi.

Umudunuzu yitirmeyin lütfen.

Laf aramızda tutuklanmayan şairi, yazarı kolay bir baş tacı etmez bu millet. Millet kendinden olmayanı baş tacı etmez, hakkını aramayanı, korkağı, kalleşi, ikiyüzlüyü, ruhunu para ve mevki üzerine satanı affetmez.

Hem kim kafese koyabilir insan ruhunu, sizler şimdi kristal bir denizaltına binip yolculuğa çıksanız sizi kim durdurabilir?

Durduramaz.

Durmamalısınız kafes ancak bedenleri esir alır.

Yitirmeyin umudunuzu…

Sağlıcakla kalın.

Nazime Aktuna