Gönderen: Musab Fatih Aras

Dünyanın bir ucundaki bir gençten Silivrideki Ahmet Altan’a mektup:
Büyük resme baktığımızda birçok noktada kader ortaklığı yaşadığımız Halil Cibran’ın Ermiş eserindeki El Mustafa karakteri, Orphalese şehrinden ayrılırken şehir ahalisine teşekkür ederken dağlarda dağ çilekleri yerken ona asıl tadı verenin şehir ahalisinin onu zengin sofralara davet etmiş olması olduğunu söylüyor.
18’inin arefesinde olan bu oğlanı da bir genç kıza değil de 68’ inde olan bir hemcinsine mektup yazmaya iten fikir de bu. Necip Fazıl’ın Bir Adam Yaratmak oyunundaki Hüsrev karakterinin yaşadığı kaderi kısmen yaşayan sizlere teşekkürlerimi iletmek istiyorum.
Sizden tamamen farklı bir aile kültürü ve özgeçmişten gelen bu gence (ve binlerce gence) eserlerinizle ilham kaynağı olduğunuzu, emeklerinizin ve kurduğunuz fikir öbeklerinin benim gibi gençlere ufuk kazandırdığını bilmenizi istiyorum. Sizin gibi gerçek aydınların da gerçek özgürlüğün farkında olduğunu pek tabii biliyor ve inanıyorum.
Belki mertliğinizin ve hakikat peşinde olmanızın bedelini özgürlüğünüze göstermelik bir pranga vurulmasıyla ödüyorsunuz. Fakat benim gibi binlerce insanın hayatına kitaplarınızla misafir olduğunuzu ve bu eserlerinizdeki en ufak sanat dokunuşlarının bile gözden kaçmadığına lütfen emin olunuz.
El Mustafa’nın ortaya koyduğu fikiri göz önünde bulundurarak, bu naçizane mektubun ifade ettiği gerçeğin size sıradan bir nefes alırken veyahut bir ekmeği ağzınıza koyduğunuzda, özgürlüğünüzün aslında sizi bu duruma koyan zavallıların tahayyül becerilerinin dahi ulaşamadığı sınırları aştığını hatırlayınız.
Benim bu temennilerim size bu mektubun ulaşıp ulaşamayacağı kaygısı ve yazıya dökülünce sürtünmenin etkisiyle kaybolan enerji gibi kaybolan duygu ve düşüncenin acziyeti ile çepeçevre limitlenmiş durumda. Lakin sizin gibi büyük bir beynin bulunduğu hazin durumu hafifletmek için elimden daha fazlası gelmiyor maalesef.
Ülkemizin ve sizin gibi aydınların hak ettikleri geleceğe ulaşmaları dileğiyle, sıhhatle kalın.
Musab Fatih Aras