Gönderen: Musa Özbey

Merhabalar saygıdeğer hocalarım,

Ben sizin kitaplarınızla tanıştığımda on altı yaşında bir çobandım. Şimdi 26 yaşında atanmayı bekleyen bir öğretmenim. Aile büyüklerimden hayata dair, onura dair, yaşama dair pek büyük dersler alamadım onlardan kopuk olduğum için. Sizinle tanıştıktan sonra yalan söylememeyi kendime ilke edindim. (Daha sonra bol bol yalan attım ama kimseyi ilgilendirmeyen konularda…) O günün ertesi yediğim tokadı unutmam.

Özellikle Ahmet abiyi kendime dede bildim. Onunla bir gün olmak için neler vermezdim. Ama bütün kitaplarını defalarca okuduktan sonra kıymeti kalmadı yerin, zamanın, mekânın, nerde kiminle olduğunun. Çobanken en büyük zevkim açık havada sizin kitaplarınızı okumaktı. Şimdi açık havaya gerek yok, hayal gücüm beni kristal denizaltına bindiriyor, istediğim yerde oluyorum. İnanıyorum ki sizin için de mekânın pek bir önemi kalmamıştır fiziksel ihtiyaçlarınız dışında.

Bu yaşta sizlere bunları reva görenler ne Vahdettin’den ne de İttihatçılardan daha iyi duruma gelemeyecekler. Siz ise güneş dünyanın etrafında döndüğü sürece, en ücra dağ köyünün kümes büyüklüğündeki evlerinde, en güzel yerlerde yaşamaya devam edeceksiniz.

Sağlığınıza duacıyım… Ellerinizden öperim izniniz olursa.

Musa Özbey