Gönderen: Hüseyin Sevim

Saygıdeğer Ahmet Altan,

Yazacağım bu mektup elinize geçer mi geçmez mi bilmiyorum. Eğer geçerse size olan teşekkür borcumu bir nebze de olsa ödemiş olacağım. Geçmezse de başka bir zaman, başka bir yerde, başka bir şekilde teşekkür etmek için elime bir fırsatın geçmesini bekleyeceğim.

Sizinle 2009 yılında henüz 15 yaşındayken, bana kitap tavsiyesinde bulunan bir abimin sayesinde “tanışmıştım.” Tehlikeli Masallar‘ı ilk defa o zaman okudum. Ondan sonra hemen hemen bütün kitaplarınızı bulup okumaya başladım. Kitaplar bitince köşe yazılarınızı takip ettim. Taraf gazetesinin hayatıma girmesi de bu şekilde başladı. Odamda üst üste birikmiş bir sürü gazete vardı. Üniversite sınavına hazırlanıyordum. Bir gün dershaneden çıkınca şehrin çarşısına doğru gittim. Gazete almak için her zaman gittiğim bayiye gidip Taraf gazetesi alacaktım. Soğuk bir Aralık günü yaşanıyordu Şırnak’ta. Gazeteyi alıp yazınızın olduğu sayfayı açtım, okumaya başladım. Bu sizin “Son Yazı”nızdı. Yazı bittikten sonra artık yazmayacağınızı öğrenmem hüzün vericiydi elbette fakat “içimde bir yer” sevinç içindeydi. Çünkü artık “asıl işinize, romanınıza dönüyordunuz.”

Bir ay önce bir sahafta, yıllar önce okuduğum, Alkım Yayınevinin bastığı İçimizde Bir Yer adlı kitabınızla karşılaştım. O kadar tanıdık geldi ki… Şu an yaşadığım evde bir sehpanın üzerinde duruyor. Ne zaman içim sıkılsa açıp bir denemenizi okuyorum. Bütün başlıkları ezbere biliyorum. 30 tane deneme… Şu an 23 yaşında ve öğrenciyim. “Kendi gençliğinizi hiç unutmadığınızdan, hep gençlere bir şefkat duyduğunuzu” denemelerinizden biliyorum. “Söyleyemediğimiz korkularımızı, henüz bir umut haline bile dönüşmemiş hayallerimizin bizi nasıl ürküttüğünü, hayatın kalabalığında kaybolmaktan nasıl endişe ettiğimizi, en küçük başarısızlığın tedirgin ruhlarımızı nasıl dağladığını, hak ettiğimize inandığımız özeni göremediğimizde nasıl kırıldığımızı, nasıl çocukça bir acelecilikle kendimizi kanıtlamak için uğraştığımızı, ‘ben ne olacağım’ sorusunun içimizde nasıl çınladığını, ne kadar çabuk umutsuzluğa kapıldığımızı ve ilk başarıda yüzlerimizin nasıl ışıdığını” biliyorsunuz. Aşklarımızı, acılarımızı, kırılganlıklarımızı biliyorsunuz. Çünkü bunların hepsini yaşadınız. Bunları sizden duymak, içimde yaşadığım ve benden başka kimsenin yaşadığına inanmadığım duygularımın bir yazar tarafından yazıldığına ve bir kitapta geçtiğine şahit olmak her zaman yüreğime su serpti. Uyuyamadığım gecelerde bir anne şefkati gibi geldi bana. İşte bu yüzden size teşekkür ederim.

Mektubumda varlığından haberinizin olmadığı, sizinle olan anılarımı yazmak istedim. Belki yüzünüzde küçük de olsa bir gülümseme meydana getirir. Aslında bir mektuptan çok yazılarınızdan alıntı yapmak oldu bu yazdıklarım. Bunun için bana kızmayacağınızı umut ediyor, en kısa zamanda özgürlüğünüze kavuşmanızı diliyorum. Cevap yazmanızı sabırsızlıkla bekleyeceğim. Lütfen bana yazın, en azından mektubumun elinize geçtiğinden emin olmam için.

Saygı ve sevgilerimle,

Hüseyin Sevim

1 Ocak 2017