Gönderen: Hasan Kayım

Saygıdeğer Altan kardeşler, merhaba.

Gençliğimde, Köy Enstitülerinden mezun edebiyat öğretmenim 12 Eylüllü yıllarda bir cümle kurmuştu; tümünü hatırlamıyorum ama aklımda kalan ”içeridekiler dışarıdakilerden de özgür.”

Ağır bir ezilmişlik içindeyim, hukuksuzluk sonucu, bunca değerli insan içeride ve biz dışarıda olanların fazlaca bir mücadele verememesinin ezikliğini yaşıyorum. Bir kere daha yaşayarak öğrendim ki, demokratik zeminde ayağı yere basan örgütlenmelere çok çok önem ve emek verilmeliymiş. Bir maydanoz gibi yaprağından tutup çekince köküyle çıkan değil, koca bir çınar kökü gibi toprağı kucaklayan olmak için yaşamak gibi.

Benim sizinle bağım, babanız Çetin beyin ve sizin fikirlerinizden önemli oranda beslenmiş olmamdır. İsterdim ki, fikrî besin kaynaklarımdan iki insanın özgürlüğü için elle tutulur bir şeyler yapabilseydim, ya da ailenizle tanışıklığımız olsaydı da onlara destek olabilseydim. Bunun böyle gitmeyeceğini görüyorum, asla umutsuz değilim. İktidar partisi destekçileri içinde de homurdanmalar başladı, toplumun da bazı şeylerin iyi gitmediğini hissettiğini sanıyorum. Neyse, kısacası bütün bu olumsuzlukların durdurulamamasının temel nedenlerinden ilkinin, ana muhalefetin olmayışıyla ilgili olduğunu düşünüyorum. Şanssızlıklardan birisi bu, bir diğeri de ”demokrat”,”sol” siyaset alanının ilgisiz insanlar tarafından işgal edildiğidir.

Bütün bunlara rağmen, hayatın da bir adaleti vardır diyorum. Börtü böceğin, ormanın, çalı çırpının, okyanusların, diğer canlıların yaşatarak biriktirdiği bir hayatın.
İnsanın ve diğer canlıların olduğu bir dünyadan umut kesilir mi, boşuna mı demiş üstat Çetin Altan boşuna mı demiş, ”enseyi karartmayın” diye.

Taze bir çayı sohbetle birlikte içeceğimiz günlerin çok yakın olduğuna inanıyorum. İkinizi de muhabbetle kuçaklıyor öpüyorum.

Hasan Kayım / İstanbul