Gönderen: Halil Berkay Tosunlu

Ahmet Altan’a,

Tutukluluğunuzun 410. günü bugün.

Faili meçhul cinayetlerin, gözaltında kayıpların, bin bir işlenen suçun derin bir sessizlikle karşılandığı, Kürtçe şarkı söylemenin dahi vatan hainliği sayıldığı bir ülkeydi 90’larda Türkiye. O zamanlar, Eren Keskin’in deyimiyle “korkunç sessizliği yırtan” birkaç yazardan biriydiniz, 90’larda nasıl bir Pardayan gibi “Atakürt” yazısını yazdıysanız, ilk duruşmanızda üstelik 3 kez müebbetle yargılanırken, bu kez 90’lardan da beter hale gelmiş Türkiye’de, istibdatın suçlarını, istibdatın mahkemelerinde yüzlerine karşı haykırdınız.

Ahmet bey, iyimser olmak için doğru zamanlarda değiliz, ne dersiniz? Fakat gelecek umudumuzu ayakta tutan zaten safça bir iyimserlik değil; sizin gibi gerçeğin ve haklılığın müdanasızlığıyla güçlü kalan Pardayanlardır.

Nasıl ki “Gerçeklerle dövüşülmez”, elbette biz kazanacağız. Demokrasi, insan hakları, ifade özgürlüğü bir gün mutlaka bu topraklarda galip gelecek. En çok da sizin gibi en belalı dönemlerde, hapishanelerden dahi, hepimize ilham veren şövalyeler sayesinde.

” ‘Bu kadere karşı verdiğimiz savaşta hiçbir şeye kayıtsız kalmamalıyız. Onlar küçük işler peşinde değil, bundan hiç şüphen olmasın. Otuz bin yıllık tasarıları var. Çok büyük şeyler tasarlıyorlar. Çok büyük suçlar. Hiçbir sınır dinlemeyecekler. Her şeyi yok etmeye çalışacaklar. Her yaşayan hücre onların darbeleriyle ezilecek. İşte biz de bunun için her şeyi düşünmek zorundayız. Çocuğu daha ana rahmindeyken kötürüm ediyorlar. Çocukları hiçbir zaman dünyamızın dışında bırakmamalıyız.’ O böyle konuşurken faşizm kadar zorlu bir gücün varlığını hissediyordum üstümde: Faşistlerinki kadar büyük, gene en az faşistlerin gücü kadar derinden gelen, tarihin derinliklerinden fışkıran bir güçtü bu. Çok tuhaf, yepyeni bir duyguydu bu benim için.” * Walter Benjamin

Zorlu ve en az faşistlerinki kadar büyük ve derinden bir güçle, selamlarımı yolluyorum,

Bir an önce özgürlüğünüze kavuşmanızı temenni ediyorum…

Halil Berkay Tosunlu