Gönderen: Ercan Öztürk

Ahmet Altan’ı Taraf Gazetesi zamanlarında tanıdım. O günlerde AKP’yi kapatma tartışmaları almış başını gidiyordu. Yanlış anlaşılmasın. Çoktandır takip ettiğim bir yazardı kendisi. Hatta pek çok kitabını okumuşluğum da vardır. Ancak o dönemlerde adeta yürek yemiş gibi her bir köşe yazısı içimde patlamalara neden olurdu. Haksızlık karşısında bıçak gibiydi ve muazzam bir üslupla muhatabını aciz bırakan bir yalın anlatımla karşı tarafa meydan okurken içimde müthiş şeyler uyandırmıştı. Sonra da bağımlısı oldum zaten. Demokrasinin ne büyük bir nimet olduğunu bize ezberletti Ahmet Bey.

Sonra muhteremlerin bir sürü pisliği çıktı. Neyse uzun mevzu.

Sonra Mehmet Altan. Bu nasıl bir vizyon. Nasıl geniş bir bakış açısı. Sizler sıradan gibi görünen ama inanın bu ülkeye fazla olan insanlarsınız. Çünkü burada gerçek fikre tahammül yoktur. Ve siz inanın bu ülkenin 100 yıl ilerisinde yaşayan insanlarsınız. Vizyonerliğiniz çok üst düzeyde.

Kendim hiç alakam olmadığı halde 15 temmuz safsatasından sonra işten çıkarılmıştım. Şaşkın vaziyette olanları izlerken sizin içeri alınma haberinizle bir defa daha yıkıldım. Kendimi unutup size üzüldüm. İçime bir bıçak daha saplandı. Üzülsem neye yarar. Ama son umudum olan sizlerin, içeri alınması benim bu ülkeye olan son aidiyet duygumu da tamamen yitirmeme neden oldu. Gerçekten bu kadar kötü bir ülkede yaşadığım için, burayı bir ülke sandığım için kendimden de nefret ettim. Yazık oldu bize, size vatansever, vizyoner, aydın gerçek aydın kimselere. Ve hayat öyle akıp gidiyor benim için anlamı olmadan, ben de izliyorum kenardan sessizce.

Sizin gibi 100 tane aydını yok bu ülkenin. Olmayacak da. Sanmam. Ve o yüzden böyle saçmalıkları hep beraber yaşıyoruz. Allah sizi en kısa zamanda kurtarsın, inşallah. Kalbim hep sizinle oldu. Hep de olacak.

Ercan Öztürk