Gönderen: Dave Clinch

Dear Ahmet Altan,

I was present at the “The PEN Hay Lecture: Words, Memory and Imagination – 1945, and Today” given by your dear friend Philippe Sands at the Hay Literary Festival on Tuesday 29 May and addressed to you Ahmet. A portrait photograph of you was projected on to a big screen behind Philippe.

Philippe also informed the audience about the incarceration of your brother Mehmet. He also referred to your chilling message “We will never be released. We will die in prison.”

He was talking about his astonishing book East West Street and repeatedly drawing parallels with your own situation and addressing you personally. He did this in a seemingly unsentimental manner, but the effect on me and I suspect others in the audience was profound, as we absorbed the terrible injustice that you are living, along with your brother Mehmet and hundreds of thousands of others.

Philippe reflected on how detail can reveal a larger truth, such as a powerful individual’s swollen eyelids. He spoke about the visit of the Turkish President to the UK to meet the Queen.

Your voice cannot be suppressed. We heard that you can be put in prison but that you cannot be imprisoned.

So-called ‘strong men’ have to face their end. They will have to account for their actions in attempting to silence comment and debate in opposition to their ideas and actions. No human being has that right to cause others fear and difficulty in living their daily lives.

Human rights have been discussed and agreed upon among the countries of the world for the benefit of all human beings. International law has been developed to prevent the abuse of individuals and groups globally.

Those who ignore these basics of humanity will be brought to account. Those who threaten the peace of individuals, along with the removal of their justice, will be pursued and shamed by us on the ground, who wield no brutal power, but can combine to remove the ‘strong men’.

You Ahmet are a light in this darkness. We heard of your meeting with Philippe and the your almost unbearable parting words to him “The worst thing is that you are leaving and we will not be able talk anymore.”

We also heard of your optimism, the refusal to allow the prison bars to be erected around your mind to keep strong. I’m reminded of Ariel Dorfman’s Death and the Maiden. They cannot enter my mind regardless of what they do to me.

I was deeply moved by your raw courage and refusal to be subdued in your discussion with Philippe of ‘the absurdity of life’.

Palestinians have a word ‘sumud’ for the resilience you demonstrate.

I believe that your release will come because of the demands of decent human beings in the face of a despot. I think of Nicolae Ceaucescu in Romania. Our hearts rose with the people and their revolution.

Trump, Duterte, Netanyahu and many more will have to meet themselves at their end and realise that they will be remembered with deep shame and revulsion.

I wish you well and will write to you again.

I understand that, painfully for me and perhaps you, it might not be possible for you to reply.

With love and solidarity to you and your brother Mehmet

 

Dave Clinch

Torrington

North Devon UK

 

 

Sevgili Ahmet Altan,

Hay Edebiyat Festivali’nde, 29 Mayıs Salı günü sevgili arkadaşın Philippe Sands’in sana hitaben yaptığı “Kelimeler, Hafıza ve Hayal Gücü: 1945 ve Bugün” konulu PEN konuşmasını dinleyenlerdendim. Philippe’in arkasındaki büyük ekrana senin bir fotoğrafın yansıtılmıştı.

Philippe dinleyicilere aynı zamanda kardeşin Mehmet’in mahpusluğundan bahsetti. Senin o ürpertici mesajına da atıf yaptı: “Bizi asla serbest bırakmayacaklar. Cezaevinde öleceğiz.”

Philippe etkileyici kitabı Doğu Batı Sokağı’ndan söz ediyordu ve sürekli olarak senin durumunla o dönem arasında paralellik kuruyor, sana şahsen hitap ediyordu. Bunu görünürde duygusal olmayan bir tarzda yapıyordu ama bu konuşma, bizler senin kardeşin Mehmet ve yüz binlerce başka insanla birlikte yaşadığın haksızlığı özümsemeye çalışırken, benim ve tahminimce diğer dinleyicilerin üzerinde derin bir etki bıraktı.

Philippe, gücü elinde tutan bir bireyin şişmiş göz kapakları gibi ayrıntıların nasıl daha büyük bir gerçekliği açığa çıkarabileceğini ifade etti. Türk Cumhurbaşkanı’nın Kraliçe’yle buluşmak için Birleşik Krallık’a yaptığı ziyareti anlattı.

Senin sesini kısamazlar. Seni hapishaneye koyabileceklerini ama seni hapsedemeyeceklerini işittik.

Sözüm ona “güçlü adamlar”ın kendi sonlarıyla yüzleşmeleri gerek. Kendi fikirlerine ve eylemlerine muhalif yorumları ve tartışmaları susturmaya kalkışmanın hesabını vermek zorunda kalacaklar. Hiçbir insanın diğer insanların hayatını yaşarken korku ve zorluk çekmelerine sebep olma hakkı yoktur.

İnsan hakları, dünya ülkeleri arasında tartışılmış ve bütün insanların yararına olacak şekilde anlaşmaya bağlanmıştır. Uluslararası hukuk bireylerin ve grupların istismarını küresel düzeyde önlemek için geliştirilmiştir.

İnsaniyetin bu temel unsurlarını görmezden gelenler hesap verecekler. Kaba güç kullanmasak da “güçlü adamlar”ı yerinden etmek için birleşebilecek olan bizler, bireylerin huzurunu tehdit edenlerin, adaleti onların elinden alanların peşini bırakmayacağız ve onların utanmasını sağlayacağız.

Ahmet, sen karanlıkta bir ışıksın. Philippe’le (cezaevindeki) buluşmanızı ve ondan ayrılırken söylediğin dayanılması nerdeyse imkânsız sözleri duyduk: “En kötüsü şu ki sen şimdi gidiyorsun ve biz bundan sonra konuşamayacağız.”

Aynı zamanda iyimser olduğunu, güçlü kalabilmek için hapishane parmaklıklarının zihnini çevrelemesine izin vermediğini de duyduk. Ariel Dorfman’ın Ölüm ve Bakire’si aklıma geliyor. Bana ne yaparlarsa yapsınlar zihnime giremezler.

Katıksız cesaretin ve Philippe’le “hayatın saçmalığı” konusunda tartışmanızda geri adım atmaman beni derinden etkiledi.

Gösterdiğin mukavemet için Filistinlilerin bir kelimesi var: “Sumud.”

Ben iyi insanların bir despot karşısında yükselttikleri talepler sayesinde senin serbest kalacağına inanıyorum. Romanya’daki Nikolay Çavuşesku’yu düşünüyorum. O insanlar ve devrimleri kalplerimizi coşturmuştu.

Trump, Duterte, Netanyahu ve daha nicesi sonları geldiğinde kendileriyle yüzleşmek zorunda kalacaklar ve derin bir utanç ve tiksintiyle hatırlanacaklarını anlayacaklar.

Sana iyilikler diliyorum ve yeniden yazacağım.

Benim için, ve belki senin için de, üzücü olsa da cevap yazmanın mümkün olmayabileceğini anlıyorum.

Sana ve kardeşin Mehmet’e sevgi ve dayanışmayla,

 

Dave Clinch

Torrington

North Devon, Birleşik Krallık