Gönderen: Dave Clinch

Dear Ahmet

Merhaba,

I write to you again from my kitchen here in North Devon UK at 6.35pm GMT on the cooker clock.

In the fading Autumn evening light I see our garden mostly devoid of the vivid Summer colours of the flowers. The leaves on our fig tree have turned yellow-green and are falling. The trees that overhang the garden are also shedding their leaves. To the West the last light of the sky is being gathered into the dark black clouds above the great Atlantic Ocean, itself littered with the ghosts of those trafficked on the ‘Middle Passage’ to the Americas and Britain in the terrifyng trade in human, African, bodies.

I understand from Yasemin that you are working on a novel and remain very positive given the recent rejection of your appeal and those of Mehmet and Navil. I have been reading Endgame. Whether it is because of your circumstances now and thus coincidental, or maybe just my imagination, I see so many parallels around fear, loneliness, violence, silence, enclosure and desire. Your portrayal of the women characters is so positive, empathetic and sometimes moving in my view, for example Sümbül. I’m still making my way through the book and will have a clearer response later.

I read your stunning piece The Writer’s Paradox. It is a masterpiece of courage and non-violent resistance, appealing to the humanity of the reader and offering great hope. “They may have the power to imprison me but no one has the power to keep me in prison”. I love the paradox as explained by you. No sorrow for a victim needed, there is no victim. Instead you soothe the reader to ease the mind. Such incredible generosity and courage.

I am saddened, another paradox perhaps, that such great writing has had to be forged in these difficult, unjust and inhumane circumstances. Is it not the case that some of the greatest, most inspiring writing comes from occupation, oppression eg Mornings in Jenin by Susan Abulhawa, the poetry of Seamus Heaney and the writing of James Baldwin and Antonio Gramsci for example.

In music too, I’m sure you would agree, there is a rich history of resistance, for example in South Africa and Chile. I would like to learn more about, and listen to, Turkish songwriters, musicians and artists who produce work to inspire against all the odds. One such person, Banu Cennetoglu, has produced The List, an installation with the names of 34,361 Refugees and migrants who from 1 January 1993 to 5 May 2018 have died because of the restrictive policies of so-called ‘Fortress Europe’. Of course you may be aware of this.

I am reminded today on the fiftieth anniversary of what Muhammad Ali called the greatest political protest in sport, of the Olympic 200m champion Tommie Smith and John Carlos who came third, raising their gloved fists in the Black Power salute, supported by the second placed Australian Peter Norman their supreme act of resistance at the 1968 Mexico Olympics.

The light has been swallowed by the darkness now. The blinds of the kitchen windows have been drawn. Just for a moment I have a sense of being alone. All writers of whatever ability, whether of letters, novels or documents face these moments of solitude, just like you are experiencing.

Within that solitude of the mind lie ideas and imagination. The purest ideas lie there, before they are transferred to the page, the poet PB Shelley argued in A Defence of Poetry. There are no walls that can obstruct in this world because, as you say so eloquently and inspirationally, “like all writers, I have magic. I can pass through walls with ease.”

Stay strong Ahmet. You will not be forgotten.


With much love and solidarity

Dave Clinch

Sevgili Ahmet,

Merhaba,

Sana yine buradan, Birleşik Krallık, North Devon’daki mutfağımdan yazıyorum, ocağın saati 18:35’i gösteriyor. 

Sonbahar akşamının solgun ışığında bahçemizin çiçeklerin yazın büründükleri canlı renklerden yoksun olduğunu görüyorum. İncir ağacımızın yaprakları sarı-yeşile döndü ve dökülüyor. Dalları bahçemize sarkan arğaçlar da yapraklarını döküyorlar. Batı’da gökyüzünün son ışıklarını, o korkunç insan ticareti kapsamında Britanya’ya, Kuzey ve Güney Amerika’ya uzanan orta geçiş hattından kaçırılmış olanların, Afrikalıların cesetleriyle, hayaletleriyle dolu olan Atlantik Okyanusu’nun tepesindeki koyu kara bulutlar içine çekiyor.   

Yasemin’den anladığım kadarıyla bir roman üzerine çalışıyorsun ve kısa süre önce senin, Mehmet’in ve Nazlı’nın istinaf başvurunuzun reddedilmesine rağmen çok pozitif bir ruh hâlindesin. Endgame‘i (Son Oyun) okuyorum bir süredir. İçinde bulunduğun koşullar nedeniyle mi yoksa sadece tesadüf mü, ya da salt benim hayalgücümden mi kaynaklanıyor bu, bilmiyorum, ama korku, yalnızlık, şiddet, mahpusluk ve arzu çevresinde birçok paralellik görüyorum. Kadın karakterleri, mesela Sümbül’ü tasvirin o kadar olumlu, empati dolu ve bence bazen o kadar duygulandırıcı ki… Hâlâ okumayı sürdürüyorum kitabı, sonrasında daha berrak bir tepkim olacak.

“The Writer’s Paradox” (Yazarın Paradoksu) başlıklı çarpıcı denemeni okudum. Bir cesaret ve barışçı direniş başyapıtı, okurun insanlığına hitap ediyor ve büyük umut veriyor. “Beni hapse atabilirler ama beni hapiste tutmaya kimsenin gücü yetmez.” Paradoksu açıklama biçimine bayıldım. Kurban için kederlenmeye gerek yok, ortada bir kurban yok. Bunun yerine sen okuru teskin ediyor, onu rahatlatıyorsun. İnanılmaz bir cömertlik ve cesaret.

Bense üzülüyorum — bu da başka bir paradoks belki — bu kadar iyi yazıların bu kadar zor, adaletsiz ve gayrıinsanî koşullarda yazılmak zorunda kalmasına. En iyi, en ilham verici yazılardan bir bölümünün işgal ve baskı deneyiminden geldiği de bir gerçek değil mi, mesela Susan Abulhawa’nın Mornings in Jenin (Cenin’de Sabahlar) kitabı, Seamus Heaney’nin şiiri, James Baldwin’in ve Antonio Gramsci’nin yazdıkları. 

Eminim benimle hemfikir olacaksın ki müzikte de böyle zengin bir direniş tarihi var; mesela Güney Afrika ve Şili’de. Bu konuda daha çok şey öğrenmek istiyorum ve bütün zorluklara rağmen eserler ortaya koyan Türk şarkı yazarlarını, müzisyenlerini ve sanatçılarını dinlemek istiyorum. Onlardan biri, Banu Cennetoğlu, List‘i (Liste) yarattı — 1 Ocak 1993 ile 5 Mayıs 2018 arasında sözde “Avrupa Kalesi”nin engelleyici politikaları nedeniyle ölen 34,361 mülteci ve göçmenin isimlerinin yazıldığı bir enstalasyon bu. Tabii, sen bunu biliyor olabilirsin.

Bugün, ellinci yıldönümünde Muhammed Ali’nin spordaki en büyük siyasi protesto dediği olayı hatırladım; 200 metre Olimpiyat şampiyonu Tommie Smith ile üçüncü olan John Carlos’un eldivenli yumruklarını havaya kaldırarak “Black Power” (Siyahların Gücü) selamını vermelerini, ikinciliği alan Avustralyalı Peter Norman’ın da destek verdiği 1968 Meksika Olimpiyatları’ndaki bu muazzam direniş eylemini…

Karanlık ışığı tamamen yuttu şimdi. Mutfak penceresinin storları indirildi. Bir an için yalnız olduğum duygusuna kapıldım. Bütün yazarlar — düzyazı, roman ya da belge, becerileri hangi alanda olursa olsun — bu yalnızlık anlarıyla yüzleşirler, tıpkı senin şu anda tecrübe ettiğin gibi.

Bu yalnızlık  fikirleri ve hayalgücünü içinde barındırır. PB Shelley’nin A Defense of Poetry’de  (Şiirin Savunusu) belirttiği üzere, en saf fikirler sayfaya taşınmaları öncesinde orada beklerler. Bu dünyaya duvar örülemez, zira senin de çok ikna edici ve ilham verici bir tarzda söylediğin üzere “bütün yazarlar gibi bir sihrin sahibiyim ben. Duvarların içinden kolayca geçebiliyorum.”

Güçlü ol Ahmet. Unutulmayacaksın.

Çok sevgi ve dayanışma ile,

Dave Clinch