Gönderen: Bülent Erkmen

Sevgili Ahmet,

Diyorum ki, senin de izlediğin “İki Kişilik Bir Oyun”un yeni versiyonunu birlikte yapalım, oyunun metnini sen yaz sahnelenmesiyle ben uğraşayım. Oyunun konsepti şöyle olsun:

İki oyuncu var. Bir kadın ve bir erkek. Oyun boyunca bu iki kişi birbirlerine ulaşmaya çalışıyor. Oyun boyunca birbirlerini görüyor, birbirlerine yaklaşıp uzaklaşıyor, birbirleriyle sürekli konuşuyor, hattâ zaman zaman birbirlerine dokunabiliyorlar. Ama kendi “yolları” onları bir türlü birleştirmiyor.

Oyunun bütününde “tek kelime”lik, cümle olmayan konuşmalar var. Düşündüklerini, yaptıklarını, yapmak istediklerini, duygularını, kendilerini, kendi hikâyelerini birbirlerine -ve bize- anlatabilmek için “tek kelime” engeli var. Bütün bunları ancak “tek kelimelik” konuşmalarla yapabilmeliler. Hikâyelerini, hikâyelerinin izleyiciyi de içine alan duygusal iniş-çıkışlarını bu “tek kelime”lerle bize anlatabilmeleri gerekiyor.

“Konuşmalar”ın anlattığı hikâye yersiz, zamansız, geçmişsiz, geleceksiz. Ama izleyiciyi / okuru* “alıp götürebilen” bir yapısal kıvraklığa da sahip olmalı. Ki senin uzmanı olduğun bir durum bu.

Oyun süresince, sahnenin / mekânın içinde ilerlemeye, kavuşmaya ve konuşmaya “çalışan” iki oyuncunun birbirlerine ulaşamamalarının, “beraber” olup birlikte olamamalarının hikâyesi bu oyun.

Yazarsan şahane olur, ama beceremem diyorsan o başka tabii!

Yanaklarından çok çok öperim Ahmet,

Bülent Erkmen
*Oyun metninin kendinden menkûl bir kitaba dönüşmesi bu projenin bir parçası olmalı!