Gönderen: Ayfer Tuzcu Ünsal

Sevgili Ahmet Altan,

Sizin senelerdir sadık bir okuyucunuzum. Çok şey öğrendim sizden. En başta, tarihimize farklı bir açıdan bakmasını benimsedim. Yazılarınızla bana öğretmen oldunuz adeta. Şimdi de eski yazılarınızı yeniden okuyorum, Facebook sayfamda paylaşıyorum.

Size mektup yazabileceğimi öğrendiğim andan itibaren yazmak istedim, ama o kadar karamsardım ki size de bulaştırmak istemedim. Ancak, 16 Nisan Pazar günü gecesi karamsarlıktan aydınlığa çıktım, baktım ki, ülkenin en az yüzde 54’ü benim gibi demokrasi istiyor.

Levent Gültekin’in konuşmasını izlemeye gittim, kalabalıktan yerde oturmak zorunda kaldım. Ülkemiz için pek güzel bir örnek verdi: Aynı apartmanda, farklı odalarda oturan insanlarız biz… “Nedense odalarımızı terk etmiyor, salonda kimler var, koridorda ne oluyor kimse çıkıp bakmıyor” dedi. Sizin de benzer mealde yazılarınız vardı önceki yıllarda. Şimdi ise Sevgili Ahmet Altan, insanlar odalarında değil, salonda ve koridorda oturmaya başladılar. Anladılar ki, “öteki” olanı anlamadan bu işten sıyrılamayız. Demek ki böyle bir deneyimden geçmek gerekiyordu.

Kadri Gürsel’in paltosunu içeri almadılar ya, ben ondan beri üşüdüğüm zaman hep sizleri düşündüm. Çok üşüdünüz mü bu kış? Ağır bir kış oldu ama, şimdi de şahane bir bahar geldi… Erguvanlar yavaş yavaş açıyor, bu bahar değil ama, önümüzdeki bahar onların açışını seyredip, yine bize güzel güzel anlatacaksınız, eminim.

Sabretmenizi diliyorum Sevgili Ahmet Altan… Az kaldı… Hiçbir anormallik uzun süreli olmaz, sizin hapis hayatınız da öyle… Sayfanıza aboneyim zaten, “acaba bu hafta ne yazdı?” diyeceğim günlerin fazla uzak olmadığını düşünüyorum.

Size ve Mehmet Altan’a kucak dolusu bahar kokusu gönderiyorum.

Sevgilerimle,

Ayfer Tuzcu Ünsal