Gönderen: Aşkım Kara

Belli ki birbirimize benzememizi istemiyor tanrı.

Her birimizin hayata başka bir biçimde değmemizi istiyor.

Başka izler bırakmamızı…

Bütün bu dinler, ırklar, milletler, tarih boyunca hayatı “tekleştirmek”, herkesi birbirine benzetmek isterken, tanrının bütün yarattıklarında açıkça görülen buyruğu onların isteğiyle uyuşmuyor.

“Farklı olun” diye buyuruyor tanrı.

“Birbirinize benzemeyin.”

Tanrının yarattıklarıyla, tanrının kitaplarında öğrendiğimiz dinlerin talepleri nasıl böylesine birbirine zıt peki?

Tanrıdan değil, dinden de değil… Ama dini kavrayış biçimimizden kuşkulanmamız gerekiyor sanırım.

Bir şeyi yanlış anlıyor olmalıyız.

Yeniden merhaba sevgili, Ahmet Altan. Gecenin karanlığına karışan sessizlikte, Yabani Manolyalar‘ı okurken yine gençlik yıllarımdaki gibi Ahmet Altan okumanın verdiği tarifsiz hazzı anlatmak mümkün değil. Ama sizin aramızda olmayışınız, bir tarafımızı buruk bırakıyor. Umutluyuz, inşallah çok yakında aramıza döneceksiniz, okurlarınız hep yanınızda bunu unutmayın, sevgiler. Mehmet Altan’a selamlar.

Merhamet isteyene vermediğimiz merhamet, anlayış isteyenden sakındığımız sevecenlik, acısının paylaşılmasını isteyene açılmayan kapılarımız…

Hep bizi üzenleri hatırlarken, üzdüklerimizin hatırlamadığımızı sandığımız ıstırapları da çizgilerimizin arasından göstereceklerdi bize kendilerini.

Eğer aynaya yılda yalnızca bir kez baksaydık.

Yabani Manolyalar. Her satırın altı çizilmeli. Ah, diyorum okurken, nasıl da kaybettik merhametimizi, bize benzemeyene nefretle bakıyoruz, sevmeyi unuttuk. Umarım kaybettiğimiz değerleri yeniden hatırlarız.

Seviliyorsunuz sevgili Ahmet Altan, selam ve dua ile…

Aşkım Kara