Gönderen: Anthony Phillips

So many true things have already been written on the injustice done to Ahmet Altan and what should be the overarching obligation of authority not to abuse its power over its citizens, what can another voice add except to remember that even a single voice is not in the end wholly impotent? I have spent a good many years translating and commenting on the literary legacy of composers who were subjected to ignorant and bullying victimisation by the Stalinist regime of Soviet Russia. Yet now, little more than half a century later, who remembers the pathetic apparatchiks who dutifully carried out the persecution demanded by their tyrannically crazed dictator, to set against the millions of people who continue to love and value the works of Prokofiev and Shostakovich? Shostakovich was fond of quoting the Russian proverb which says that ‘what the pen has written, the axe can not cut out’. This is as true in Turkey today as it was in Stalin’s Russia.

Anthony Phillips

First published here.

 

Ahmet Altan’a yapılan adaletsizlik üzerine ve iktidarın her şeyin öncesinde gelen yurttaşları üzerindeki gücünü istismar etmeme yükümlülüğü konusunda şu âna dek birçok doğru şey yazıldı; başka bir ses, nihayetinde tek bir sesin bile büsbütün iktidarsız olmadığını hatırlatmaktan başka ne ekleyebilir ki bu yazılanlara? Sovyet Rusya’daki Stalinist rejimin zorbaca ve cahilce kurban ettiği bestecilerin edebî mirasını tercüme etmeye ve yorumlamaya yıllarımı verdim. Fakat şimdi, aradan yarım asır geçti ve Prokofiev ve Şostakoviç’in eserlerine kıymet veren ve onları seven milyonlarca insan varken, zorbalıktan çıldırmış diktatörlerinin talebine uyarak zülüm yapan zavallı aparatçikleri kim hatırlıyor? Şostakoviç’in tekrarlamayı sevdiği bir Rus atasözü şöyle der: “Kalemin yazdığını balta kesemez.’’ Bu Stalin Rusyası’nda olduğu kadar günümüz Türkiye’sinde de geçerli.

Anthony Phillips